İşyerimin terasındaki manzara :)) sanırım sabah akşam trafiğini yoğun bir şekilde yaşıyo olsakta, böyle bir güzelliği istediğim anda izleyebilmek beni şanslı kılıyor..Hele öğle arası terastaki orta şekerli kahve keyfimiz yok mu ( böcek pek bir kıskanıyor ), muhabbet,kahkaha, çalışmaya dönmek zorlaşıyor,havalarda güzelleşmeye başladı bu ara, güzelim nazlı İstanbul...
P.S. Fotograf profesyonel bir arkadaş tarafından çekildi.
Thursday, April 16, 2009
Tuesday, April 14, 2009
İstanbul'da turist olmak


Friday, April 10, 2009
Dubb India

Monday, March 2, 2009
Kış bitti!!

Monday, February 16, 2009
Avokado

Sunday, February 1, 2009
Yin Yang

Saturday, January 24, 2009
İstanbul aşığı


Tuesday, January 20, 2009
Miskin kız

Saturday, January 10, 2009
Karlar Kraliçesi

Wednesday, January 7, 2009
Meike & Lennart


Bu sene Haziran ayında çok sevdiğim bir arkadasım olan Meike’nin Avusturya Klagenfurt yakınındaki kilisede yapılan düğün törenine davet edildim ve aynı zamanda gelinin nedimelerinden biri bendim, oldukça heyecanlıydım çünkü hayatımda ilk defa bir kilise törenine katılıp “Brautjungfer” oluyordum :) Damat Lennart’ın ikiz kız kardeşleri çok şekerlerdi, ve kesinlikle bizden daha fazla benziyorlardı birbirlerine…üçümüz benzer elbiseler giydik, Meike’nin hazırlanmasına yardım ettik ve gelin kiliseye girerken elimizdeki sepetlerdeki gülleri üzerlerine serpiştirdik..gerçekten de aynı fimlerdeki gibi romantik anlardı… Nikahtan sonar yenilen yemegin ve pastanın ( çokk ciciydi Marzipan'dan yapılmış) ardından eglence geç saatlere kadar devam etti, Jagermeister!,çeşitli likörler ve Obstbrand’lar içtik, adet olarak gece Meike’yi bir bara kaçırdık, sonra damat bütün şehri arayarak gelini bulmayı başardı :)) Bir nikah daha bu yaz Münster'de Julia'nın olacak... Benim sevgili arkadaşlarıma bir ömür boyu mutluluklar...
Üç Güzeller

Yazı çok özledim, üşümekten hoşlanmıyorum hiç, sabah karanlıkta soğukta işe gitmek o kadar zor geliyorki bazen, daha sabah saat sekiz bile olmamışken ofiste otururken hayatın anlamını sorguluyorum,ama saatler ilerledikçe çoğumuz gibi kendimi günün akışına bırakıyorum ve bu düzeni olduğu gibi kabul ediyorum...işte böyle anlarda kendimi küçük bir sahil kasabasında kumsalda, ya da masmavi koyların birinde hayal ediyorum, ve farkına varıyorum ki ben yaz için yaşıyorum :)) az mı kızdı küçükken bana kaptanlar daha tekne demir atmadan suya atladım diye :)) hâlâ da atlıyorum aslında :)) fotograflarımı karıştırırken ekteki " Üç güzeller" i buldum geçen yaz Bodrum'dan...bu kışta gelip geçiyor nasıl olsa...
Subscribe to:
Posts (Atom)